Panik Atak Belirtileri ve Sebepleri

Panik bozukluğu ve panik ataklar, psikiyatride en sık görülen problemlerdir.

Panik bozukluğu, tekrarlayan ve öngörülemeyen panik ataklarla karakterizedir. Ruhsal Bozukluklar için Tanısal ve İstatistiksel Kılavuzlara (DSM) göre, aniden başlayan ve birkaç dakika içinde zirveye ulaşan güçlü bir korku ve rahatsızlık hissi olarak tanımlanmaktadır.  

Genel olarak panik bozukluğu, çeşitli fiziksel semptomların eşlik ettiği dört veya daha fazla panik atak olarak ifade edilebilir. Kalp, nefes darlığı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüs ağrısı, göğüs basıncı, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, baş dönmesi, uyuşukluk, kendinizi ve çevreyi farklı şekillerde algılama, çıldırmak, ölüm korkusu, uyuşma, baygınlık Soğuk veya sıcak basmaları, panik atak sırasında ortaya çıkabilecek bu fiziksel semptomların örnekleridir. 

Panik atak yaşamı tehdit eden bir durum olmasa da çok korkutucu hale gelebilir ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Unutulmamalıdır ki, semptom tespiti ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. 

Panik Atak Gelişimi 

İlk panik atakta etkili olabilecek faktörler hakkında birçok teori vardır. Bu fikirler arasında panik atakların sinir sistemindeki kimyasal bir dengesizliğin sonucu olduğu teorisi ileriye doğru bir adımdır. Nörotransmiter ve hormon görevi gören maddelere gamma-aminobütirik asit (GABA), kortizol ve serotonin adı verilir.Bu kimyasallar panik atakların gelişiminde rol oynayabilir.  

Çevresel faktörlerin tetiklediği genetik faktörler de panik bozukluğunun ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Aynı zamanda, bazı araştırmalar, çeşitli çocukluk sorunlarının, insanların sonraki yaşamlarında panik bozukluğu olarak ortaya çıkabileceğini göstermiştir. 

Başlangıçta uyarı olmayan panik ataklar için, hasta yavaş yavaş belirli koşulların atağı tetiklemiş olabileceğini fark eder. Panik atağın altında yatan neden henüz keşfedilememiştir. Bununla birlikte, genetik, aşırı strese neden olan durumlar, aşırı sinirlilik ve beyin yapısal ve işlevsel sorunların bir kombinasyonu bu hastalığın gelişiminde rol oynayabilir. Ancak bir kişi panik atak geçirdiğinde olumsuz deneyimden kaçamaz. Korktuğu anlar ve gördüğü fiziksel tepkiler için olumsuz beklentileri vardır. 

Panik Atak Belirtileri Nelerdir? 

Panik atağın kesin bir belirtisi olmaması ile birlikte birkaç belirtiden anlaşılabilmektedir. Aşağıda vereceğimiz belirtiler panik atak rahatsızlığını yaşayan hastalardaki ortak belirtilerdir. 

  • Hastanın sürekli öleceğini düşünmesi 
  • Sürekli terleme 
  • Daralma 
  • Bulunduğu ortamda kalamama 
  • Çarpıntı 
  • Nefes alma zorluğu ve nefes darlığı 
  • Bayılma 
  • Geçici kısmi felç 
  • Göğüs bölgesinde ağrı 
  • Yutkunamama  

Panik Atak Sebepleri 

Genetik yatkınlık çevresel faktörlerle birleştiğinde panik ataklara neden olabilirler. Bu hastalığa sahip birinci derece akrabalar arasında panik atak riski yaklaşık%40’tır. Diğer akıl sağlığı bozukluklarının görülme olasılığı, özellikle panik bozukluğu olan ebeveynler arasında artabilir. 

Kimyasalların içindeki bazı ilaçlar ve karbondioksit panik ataklara neden olabilir. Çeşitli anatomik hastalıklar panik atakların gelişimini teşvik edebilir. Beyin sapında bulunan mavi nokta adı verilen alan görevlerini gereği gibi yerine getiremediği için sürekli bir korku hali yaşayabilir.  

Beyindeki GABA, serotonin, norepinefrin ve diğer maddelerin dengesizliği panik atakların nedenlerinden biridir. Psikiyatride kullanılan ilaçlar bu maddeler arasında denge sağlar. Antidepresanlar önce panik ataklara neden olabilir. Kafein, sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler panik atakların sıklığını artırabilir.  

Sakinleştiricilerin aniden kesilmesi panik atağı tetikleyebilir. Hızlı nefes almak panik atağı tetikleyebilir. Panik atak nedenleri arasında kişilik özellikleri de düşünülebilir. Kaçınan, histerik, sınırda ve zorlayıcı kişilik özelliklerine sahip kişilerin panik atak geçirme olasılığı daha yüksektir. 

Bu tür sebep ve belirtilere sahip kişiler en kısa zamanda doktor muayenesinden geçmeli ve hastalığının tanısı konulup tedavisine başlanmalıdır. Bu tür hastalıklarda tedaviye geç kalınması hastalığı olumsuz yönde etkilemektedir. 

Exit mobile version